Sunday, November 08, 2009

Çocuk ve Gençlik Kampları bizim işimiz. Biz Bodrum Hakan Otelde kamp yapıyoruz



Kamplarımız 10ar günlük devreler halinde devam ediyor. Şubat kampımız için kayıtlar başladı. Kültür Sanat ve iletişim Kampı için bizi arayın. Ekonomik, her çocuğun katılması için kolları sıvadık. Eğitim ve eğlence bizden geçer. Eğlenceyle kişisel gelişimi, kişisel gelişimle sanatı, sanatla çalışma ve öğrenme becerilerini geliştirdik. Bodrum'da kamptayız. Siz de bizimle olun. Değişim için Dusod Kampı
0090-533-6666903
0090-2165672242
filiztosyali@yahoo.com

Yaşam Koçu Sertifikası XS AJANS ve Koçları



Değişim için yola çıkacak kişi sizsiniz. Siz başkasının yerine değişim sağlayamazsınız. Değişim çok kolaydır istemek değişimin ilk adımı diye düşünebilirsiniz, bunu düşündüğünüz anda değişimi başlattınız demektir. Çağdaş yaşamda değişim ilerlemektir, geriye bakarak değişimi sağlayamazsınız. yaşam koçları dünyada daha iyi yaşamak isteyenler için yola çıktı. içinizdeki gücü önce tanıyın,sonra açığa çıkarın. neler yapabileceğinizin hayaylleri sizi başarıya götüren bir teknedir. Yaşam koçunuz can simidiniz değildir, o sizle beraber yüzen heycannızı coşkunuzu paylaşan sizle gülen mutlu olan ateşinizi a.ığa çıkaran, yolunuzu aydınlatandır. XS Ajansın eğitim programlarına katılan Yaşam Koçu ve Yaşam Tasarım Uzmanı yazar Filiz Tosyalı çok sayıda danışanıyla yaşamı şekillendiren bir koçtur. Filiz Tosyalı Halk Eğitim Merkezinde de ders veriyor. Sevgi yazarının öğrencileri sevgiyi yakalıyorlar. Geleceğin Yaşam Koçları aldıkları eğitimden çok mutlular
Maille ya da telefonla ulaşabilirsiniz
filiztosyali@yahoo.com
filiztosyali@gmail.com
0090-216-5672242
0090-533-6666903
Halen Kadıköy Halk Eğitim Merkezinde ders vermekte.
Doğa Eğitim Kurumlarında danışmanlık yapmakta

Saturday, October 24, 2009

Şanlı Urfa Festivalindeki ilk kez 1. Edebiyat etkinlikleri yer aldı. Biz de katkı sağladık. Festivalin yazarlarından Nebahat Ercan sizlere uzun uzun Şanlıurfa festivalini anlattı.. Yurt dışında yaşayan bir vatandaşımız olarak kendi kaleminden bizi ve Şanlıurfayı anlattı.

(Nebahat Ercan Yazdı)
Kazanılan Kalpler, Kırılan Önyargılar

Ankara´dan havalanan Türk Hava yollarının Anadolu uçağında Şanlıurfa´ya olan yolculuğumuz Güney Doğuya ve Doğu Anadolu´ya tarım kredilerini konturolu için isteyerek görevli giden batılı iki genç bayanla sohbetimizden dolayı kısa sürdü gibi geldi.
Gecenin bir yarısı ulaştığımız Şanlıurfa Havaalanında, ılık bir havada sıcak ve dostça karşılandık.
Otelimizde geliş nedenimiz olan Şanlıurfa Belediyesince 9-11 Ekim tarihleri arasında düzenlenen „ 5. Kültür ve Sanat Festivali“ ne katılan ve etkinliğin düzenlenmesine destekleyen tanıdık ve orada tanışma şansına sahip olduğumuz dostlarla sohbet ettik geç saatlere kadar. Ülkemizin Güneydoğusunun bu tarihi kenti Şanlıurfa´ya gelirken heyacanlandık eşimle birlikte ama oraya ayağımızı attığımızdan itibaren unuttuk kimi kaygılarımızı. Belki kimi batıdaki illerimizde bile bulunmayan güzel bir otelde rahatça uyuduk, dinlendik.

Ertesi günü davul-zurna, mehter takımının müziği, değişik kentlerden ve ülkelerden gelen folklar gruplarıyla,Şanlıurfa´nın Valisi Nuri Okutan ve Belediye Başkanı Dr.Ahmet Eşref Fakıbaba´nın yer aldığı halkın büyük ilgi gösterdiği kortejle belediye binası önünde başlayıp Balıklıgöl Anfi Tiyatrosuna kadar yürüdük. Kortejin ön sıralarında kentin yönetici kadrosu yer almıştı. Birkaç sıra arkada yürüyen yazarlar, sanatçılarla birlikte çağdaş bir izlenim veren Bayan Fakıbaba ve kentin „Kadın Kolları“nda görev alan bayanlar yürüyorduk.Bu bayanların aralarındaki konuşmalarda, „Belediye Başkanımız bizim en ön sırada yürümemizi istedi ama biz istemedik“ demeleri dikkatimi çekti. Keşke isteseydiniz, ülkemizde kadının ön planda görünmesi ne kadar önemli, demeden geçemedim.“ Gelecek yıla inşallah en önde biz yürürüz“ diye yanıt verdiler. Etkinliğin anlamı ve önemi üzerine açılış konuşmaları, folklor gösterilerini sıcak güneşin altında izledik. Şanlıurfa halkının yanında okullardan gelen öğrenciler tarihi arenayı doldurmuşlardı.

Üç gün boyunca okumalar, söyleşiler, karikatür atölyeleri,tiyatro, konserler, korolar, folklor gösterileri, resim sergisi ve hatta çiğköfte yapma yarışması gibi değişik etkinlikler yapıldı. Bu arada söylemeden geçemeyeceğim; Bu etkinlikle bizleri buluşturan XS Ajansının çok değerli iki genç yöneticisi Özge Özgeldi ve Ülkü Kireççí´ye, Dusod Derneği Başkanı Filiz Tosyalı´ya çok teşekkür ediyorum. Onlar büyük bir özveriyle organize ettikleri yazarları, kitaplarını Anadolu insanı ile tanıştırıyorlar, tartıştırıyorlar. Karikatür atölyesinde çocukların yaratıcı gücünü değerlendirerek öyküler üreten Ümit Kireççi ve çizen Rıdvan Şoray inanılmaz güzel çalışma sergiliyorlar, eğlendiriyorlar ve küçük yeni yeteneklere güven aşılıyorlar. Benim bildiğim kadarıyla bir yıl içinde Zonguldak, Denizli ve Şanlıurfa´ya taşıdılar. Kitap okuma oranı oldukça düşük olan ülkemizde bu çok önemli bir hizmet, çok zor bir iş ama başarıyla yapıyorlar, onları en içten duygularla kutluyorum, devamını diliyorum.

Şanıurfa bilindiği kadarıyla 11 500 yıllık tarihi olan bir kent, görkemli kalesiyle ve büyük bir alanı kaplayan bakımlı tarihi mezarlığıy pek çok medeniyete evsahipliği yaptığını göstermekte. Fırsat buldukça gezdik, gezdirildik belediyenin görevlendirdiği rehberlerle. Kutsal bilinen ve içinde balıklardan suyu görünmeyen „Balıklıgöl“ün çevresindeki parkta Sanlıurfa´nın havasını teneffüs ettik. Ülkemizin pakçok yerinde olduğu gibi bu kentte de gerektiği gibi korunmasa da her tarafında tarihi yapılar kendini gösteriyor. Şanlıurfa´nın mezarlığı çok az yerde görünen şekliyle ilgimi çekti. Fotoğrafını çekerken yanımdan geçen yaşlı adam „Urfa´nın görülecek başka yerleri var, neden burayı inceliyorsun ve fotoğrafını çekiyorsun?“ diyor. Hem bakımlı hem de yüksek mezar taşlarıyla çok ilginç diyorum. „Bunlar çok eski mezarlıklar, Belediye Başkanımız düzenletti. Ben sizi anlıyorum,eskiyi bilmeyen, sahip çıkmayan yeniyi iyi kuramaz. Yeni mezarlık başka yerde“ diyerek bilgilendiriyor.

Yine görkemli tarihi kalesinin eteğinden tepesine doğru S şeklinde yerleştirilmiş restaurantları, kadınlı erkekli oturup yemeklerini yedikleri, dinlendikleri, kenti kuşbakışı seyredilebilecekleri olanağa sahip. Parkları, balıklarla dolu kutsal „Balıklıgölü“, her türlü malla tıka basa dolu çarşısı, tarihi görkemliliğinin yanında eskilerden hiç esinlenmemiş kiprit kutusu şeklindeki ( Anadolu´nun kentlerindeki tipik yeni yapılaşmalardan) binaları, eski dökülmeye yüz tutmuş evleriyle „Peygamberler Şehri Şanlıurfa“ diye nitelenen kent değişik yönleriyle görülmeye değer.

Akdeniz iklimi benzeri, sıcak havası ve bitki örtüsü,alabildiğince düz arazisi, verimli sulak toprakları ne eksen yetişecek nitelikte.Ve Demirel´in deyimiyle „Yedi küpeli Gelin“lerden biri ve görkemlisi Atatürk barajı ama bu verimli topraklarda ağaçsız kel tepeleri görmek anlaşılır gibi değil. Böyle ağaçsız değilmiştir cömert ve oldukça güzel bir doğaya sahip olan Anadolu´nun bu köşesi!
Ve insanları; candan, varsılın yanında yoksullaşan, çok çocuklülüğu zenginlik sanan güzelim Anadolu insanın yaşam biçimi… Neresinden başlasam düşünüyorum:
Belediye Başkanı Sayın Dr.Ahmet Eşref Fakıbaba´nın düzenlediği „Kültür ve Sanat Şenliği“nin coşkulu ve verimli geçmesi için harcadığı çaba takdire değer. Yapılan her köşedeki etkinlikte yer alan, halkla kucaklaşmaya, paylaşmaya zaman ayıran ve Valisiyle, diğer yöneticilerle kucaklaşarak etkinliğin verimli olması için koşuşturan çağdaş bir yönetici izlenimi veriyor.
-Folklora, Türk Halk müziğine ilgi gösteren ama (Anadolu´nun diğer köşelerindeki insanı gibi) edebiyatttan uzak kalmayı yeğleyen Urfa halkına serzenişte bulunuyor kentin okuyup-yazan kesiminden aydın biri „Bu kentte önceleri kitap, gazete yoktu okumak için can atıyorduk, şimdi herşey var ama okuyan yok „ diyerek.

-Kutsal „Balıklı Göl“ ün öyküsünü ezberlemiş, anlatıp üç-beş kuruş bekleyen ilkokul çağındaki çocukların hazin durumları…

-Öğretmenlerin şiddetinden dolayı okuldan kaçan çocukların yakınmaları…

-Harran Ovasındaki kız ve erkek güzel çocukların birkaç kuruş için koşuşturmaları, birşeyler satmak uğruna birbirleriyle kavgaları ve de hiç birşey almayanlara „canın sağolsun“ diyerek gönül koymamaları…

-Yirminin üzerinde yerel basın…Yazılanları kaç kısı ve okuyanlar kimler, neye hizmet ediyorlar!?

-Eğitimli, eğitimsiz işsiz gençlik…

-Malla dolu mağazalar…

-Adımbaşı meşhur Şanlıurfa´ya özgü yemekleriyle donatılmış restaurantlar… Yiyen var ki bunlar var! Ama kimler? soruyorum. Urfa´nın % 60 nın hali-vakti yerinde olduğunu ve sermayelerinin İstanbul, İzmir, Antalya gibi batıdaki kentlere yatırıldığını öğreniyorum.

Saplon önyargılar çatırdıyor yaşamın gerçeklerinde:-„Benim iki kız kardeşim İzmirde evli, gelinim Edirneli, yıllarım İstanbul´da çalışarak geçti, biz doğusuyla, batısıyla bir bütünüz, ayrılmamız söz konusu olamaz. Aramıza nifak sokanlara fırsat vermemeliyiz; bu konuda hepimize görev düşüyor“ diyor kürt kökenli aydın bir vatandaşımız, haksız mı?

-„Ben müslüman ülkelerin hepsini gezdim. Dinimin gereksinimini en iyi şu bayrağın (Eski Harran üniversitesinin köşesinde dalgalanan büyük Türk bayrağını göstererek) altında yaşayanlar tarafından yapıldığına şahit oldum“ diyor Harran´da kahve işleten yaşlı Arap kökenli bir vatandaşımız.

Şanıurfa´nın simgesi olan biber, acı biber tatlı olmuş yemeklerine lezzet katmış, insanlarını güzelleştirmiş. Bakımlı temiz giysili gençler yanında etekli, çağdaş görünümlü bayanların az görülmesi buralara özgü müdür acaba?!

İlk ben görmüyorum bu bölgeyi, ilk ben yazmıyorum gördüklerimi, çok yazanlar, çizenler sorunların üzerinde fikir üretenler oldukça çok biliyorum ama yine de duygu ve düşüncelerimi yazmayı bir insanlık görevim olarak görüyorum.Hani „Yediğin içtiğin senin olsun gördüklerini söyle“ derler ya ben de o nedenle yazma gereksinimi duyuyorum.

Hizmet gidiyor, yollar batıdan farklı değil, batıda olmayan su kanalları doğuya yapılmış ama doğunun kazancı çarpık bir şekilde batıya aktarılmasa, üretime yönelik iş alanlarına bilinçli bir şekilde yatırım yapılsa Anadolu bir Anadolu, Doğu bir doğu daha olmaz mıydı!

„Toprağın Dili“ konulu yazısında Mümtaz Prof. Dr. Mümtaz Soysal,“Şu Güneydoğu toprağının dili olsa da konuşsa.
O topraklar ki, uğruna çok kann dökülmüştür ve hala dökülebilir.
O toprak ki , üzerinde çalışıp yorulanlar, yazın yakıcı sıcağında ter dökerek, kışın dondurucu soğuğunda titreyerek çoluk çocuk geçindikleri halde, oraya bir türlü „benim toprağım“ diyememişlerdir“ diye yazıyor. Benim diyebilselerdi o insanlar o toraklara acaba bugün böyle mi olurdu o bölgemiz!

Analar-babalar sevebileceği, bakabileceği kadar çocuk edinebilseler, kısacası sağlıklı bir şekilde nüfus planlamasıyla sokaklarda dilenme durumunda kalmayan çocuklar yetiştirilebilirdi ama değişik nedenlerle farklı amaçlardan sözediliyor bu konuda. . Bir Kürt kökenli işsiz genç vatandaşımız,“ Başbakanımız en az üç çocuk diyor. İşsiz, aşsız çok çocuk ne olacak. Çocuklar okula gidecekleri yerde bak böyle sokaklarda dilencilik yapıyorlar“, diyerek bölgenin hatta Türkiye´nin acı gerçeğini dillendiriyor.

Sorumluların, sorumlu olması gerekenlerin yatırımlarını tüketime değil üretime yatırmaya yönlenmeleriyle insanların doğdukları topraklarda huzurlu yaşamaları sağlanabilirdi.

„Urfa´da dağ yok ki duman olsun, gördüğünüz şu tepeler dağ demişler. Urfa’da bir toz fırtınası olur sık sık, göz gözü görmez,“ diye anlatıyor rehberimiz. Duman dedikleri de sanırım sıkça buralarda o sizin bahsettiğiniz esen tozlu-topraklı fırtına olsa gerek diyorum. Bu verimli topraklar da ağaç yetişmez mi!? Buk kel tepeler ormanlık olsa böyle tozlu-topraklı fırtına olur mu diyorum.“Olmaz tabii“ diyerek görüşümü onaylıyor.

Ve dillerden düşmeyen „Urfa´nın dağları,
Dumanlı dağlar,
İçerim yanıyor anam,
Gözlerim ağlar“ ağıtının nedeni Anadolu´nun her yerinde olduğu gibi verimsizlikten değil, iyi yönetilmemesinden olsa gerek değil mi!?

İşsizlik, yoksulluk „taşı eksen yetişecek“ denilen bu topraklarda yaşayan insanlarımıza yakışmıyor, yöneticiler ve sorumlular yakıştırmasalar…

„Bu dönemde oralara gitmeye kortmuyor musun?“ diyen batıda yaşayan sevenlerime gidin, görün ülkemizi tanıyın, insanımızı tanıyın, tarihimizi öğrenin diyorum.. Biz ekip olarak Şanlıurfa´yı sevdik, kalbleri kazandık, önyargılarımızı kırdık, Türkiye insanının doğusuyla, batısıyla kalbleri kazanması, karşılıklı önyargıları yıkılması yani kucaklaşmasıyla büyük Türkiye çok daha büyümez mi!?


Nebahat S. Ercan
Antalya, 13,10.2009

Thursday, October 15, 2009

YAZ KAMPI Şubat tatilinde kamp ÇOCUKLAR ve GENÇLER İÇİN yaz Kampı

Kamp için bizi arayın. Yarıyı tatilinde kamp yapmak ister misiniz. Ders çalışma ve eğitimin önemi tartışmasız bu kamplarda öğrenilir. Bizi arayın çocuklarınızın ve gençlerinizin yerini ayırtın. KAMP Bodrum Bitez Yalisinda sizleri bekliyor.
0090-533-6666903
Bizi arayın.
filiztosyali@yahoo.com

Wednesday, October 14, 2009

Şanlı Urfa EDEBİYAT dedi.





Dusod XS Ajansla birlikte Şanlıurfa'da çocuklarla gençlerle ve halkla buluştu. değişik etkinliklerle sesimizi duyurduk. Ayşe Yamaç, Hüsnan Şeker, Ayhan Can, Lion Yazar Nebahat Ercan, Nihat Ercan, Lion Ceyhan Canoğuz, Lion sanatçı Ümit Kireççi, Lion Filiz Tosyalı ve eşim Avukat Hamit Tosyalı, Çizer Rıdvan Şoray, Yazar Nilay Yılmaz sanat için bir aradaydık. Şanlıurfa Belediyesinin davetlisi olarak katıldığımız etkinlik içinde Urfa’nın bütün güzelliklerini yaşadık, bir rüya gibi geçen günlerimiz. Celal Canoğuz'un çektiği muhteşem fotoğraflarla can buldu, renklendi şekillendi. Şiir Dinletisi, basını bir araya getiren panel, benim hazırladığım MUTLULUK ÇEMBERİ semineri, nasil yazıp nasıl yayınlatılacağının konuşulduğu seminer çok renkli geçti. zaman zaman Türk halkının kaderi gibi görülen aksaklıklar yaşansa da biz mutlu gittik mutlu döndük. Bize bu şans verenlere binlerce teşekkür. Ümit Kireççi çocuklara mükemmel saatler yaşattı. Çizgi roman atölyesi rengarenk, değişik yaş grubundan çocuklarla doluydu. Güldüler çizdiler. En büyük öğrencisi de benim eşimdi. Çizdikleri bir anı olarak arşivlere geçti. Ümit her ne kadar kötü çizdi dese de bana göre en güzeli onun çizdikleriydi, dava dosyalarından sonra oturup da en ciddi yaptığı işlerden biriydi. Sadece o çizerek mutlu olmadı, zor bir sanat dalında zaman harcadığı için beni de mutlu etti.
Mutluluk çemberi oluşturmanın sonunda beş kişiyle kişisel olarak ilgilenebilme şansını yakaladım. Onlara yararlı oldum. Hepsi kadındı ve çözmeye çalıştıkları evlilikle ilgili düşünce ve konulardı.

Friday, October 02, 2009

KIŞIN AÇIK OTEL Yaz Kış sizi bekliyoruz. Bodrum'da

Biz kışın açığız bizi arayın Bodrum'da iş seyahatleriniz için bizde konaklayın. Otelimiz bodrum Bitez yalısında. Adliye ile aramız çok yakın bütün ulaşım araçları önümüzden geçer.
Güzel sanatlar Fakültesine en yakın yerleşim yeri. Sabah akşam servislerimiz var. Bizi arayın diğer konaklayanlar gibi rahatınızı düşünün.
telefon: 0252-3638469
0533-6666903
filiztosyali@yahoo.com

KIŞIN AÇIK OTELLER




Bodrum'da sizleri ağırlamayı hedefledik bizi arayın yerinizi ayırtın.
0533-6666903
0252-3638469
mail:filiztosyali@yahoo.com
Kahvaltı ve yemek rezervasyonu da yapabilirsiniz.
Otelimiz yaz kış hzmet vermekte

Friday, September 18, 2009

BAYRAMDA yerimiz var








Tatil Bitez yalısının konforunda yapilir
Bodrum'da tatil bayram rezervasyonu icin bizi arayın mükemmel bir tatil yapın
Denize yakın havlunu al git. Uygun fiyata uygun promosyondan yararlan
0533-6666903
0252-3638469
0252-3638269
filiztosyali@yahoo.com

Thursday, September 17, 2009

XVIII. ULUSLARARASI KIBATEK EDEBİYAT SEMPOZYUMU
KİBATEK (Kıbrıs – Balkanlar – Avrasya Türk Edebiyatları Kurumu)
DUSOD (Dünyaya İnsana Saygı Olanak ve Destek Derneği)
Bodrum Marmara Koleji
(Türk Kültüründe Çocuk ve Çocuk Edebiyatı/Edebiyatta Çocuk)
Bodrum Marmara Koleji / 25 Eylül – 1 Ekim 2009

24 Eylül 2009 Perşembe
00.00 – 00.00 Konukların Bodrum’a Ulaşıp Otele Yerleşmesi
19.00 – 21.00 Akşam Yemeği (Otel)

25 Eylül 2009 Cuma
08.00 – 09.30 Kahvaltı (Otel)
09.30 – 10.00 Transfer (Otel – Bodrum Marmara Koleji)
10.30 - 12.00 Açılış Töreni
* Konuşmalar:
- Filiz Tosyalı
- İsmail Bozkurt, Kıbatek Genel Başkanı
- Metin Turan, Kıbatek (Türkiye) Başkanı
- Protokol Konuşmaları
12.00 – 12.20 Kısa Metrajlı Film (Uçurtma – Orkun Bozkurt’un Öyküsünden Uyarlanma)
13.00 – 14.00 İkram
14.00 - 16.00 Sempozyum 1. Oturum
Başkanlık Divanı: İsmail Bozkurt – Dr. Olga Radova-Karanastas
* Handan Derya / Çocuklarda Serbest Okumayı Geliştirme
* Suna Atun / Yazın Ve Yayın Kültürümüzde Elli Beş Yaşında (Çocuklarımız)
* Filiz Tosyalı / “Çocuk Edebiyatında Koçluğun Yeri”
* Doç. Dr. Muhsine Helimoğlu Yavuz / Masal Ve Çocuk Eğitimi
* Çağın Zort / Kıbrıs Türk Edebiyatı’nda “Çocuk” Olgusu Üzerine Bir İnceleme * Gonca Tokuz / Gaziantep İlinde Çocuk Oyunları
16.00 – 17.00 Transfer (Bodrum Marmara Koleji – Oasis) + Serbest Zaman
17.00 – 19.00 Şiir Dinletisi (Oasis)
Yönetici: Metin Turan
* Ayhan Cam
* Metin Turan
* Saime Toptan
* Seher Keçe
* Feriha Beriş Ve Bodrumlu Şairler
19.00 – 19.30 Transfer (Oasis – Otel)
19.30 – 21.00 Akşam Yemeği (Otel)

26 Eylül 2009 Cumartesi
07.30 - 09.00 Kahvaltı (Otel)
09.00 – 09.30 Transfer (Otel – Bodrum Marmara Koleji)
09.30 - 11.10 Sempozyum 2. Oturum
Başkanlık Divanı: Yalçın Vehit – Çiğdem Ülker
* Nebahat Ercan / Çocukların Gelişiminde Aile Ve Çevrenin Etkisi
* Gülden Sarı / “Çocuk Dergisi”Nin Biçim Ve İçerik Yönünden İncelenmesi
* Ali Şamil / Elekber Salahzade’nin Çocuk Şiirleri
* Çiğdem Ülker / Makedonya’da Çocuklar Ve Yarınlar İçin Edebiyat
* Doç. Dr. Tülin Arseven / Çocuk Gelişimi Ve Eğitimi Açısından Akıllı Pireler Ve Işın Çağı Çocukları
* Aslan Bayır / İnci Çocuk Edebiyatı Dergisi
11.10 – 11.30 Ara
11.30 – 13.30 Anlatı Ve Öykü Dinletisi

Yönetici: Metin Turan - Çağın Zort
* Filiz Tosyalı / Sevgili Babama
* Gino Leineweber/ Yabancı
* Nebahat Ercan / Sevgi Dünyadan Da Büyüktür
*Perihan Taylan / Çocuktan Al Biberi
* Seher Keçe / Kedi Meleği
13.30 - 14.30 Öğle Yemeği
14.30 – 19.30 Bodrum Turu
Deve Plajı - Bal Mahmut - Gümüşlük Kafe’de Çay Molası
19.30 - 23.00 Müzikli Akşam Yemeği (Otel)

27 Eylül 2009 Pazar
07.30 – 09.00 Kahvaltı (Otel)
09.00 – 09.30 Transfer (Otel – Bodrum Marmara Koleji)
09.30 – 11.10 Sempozyum 3. Oturum

Başkanlık Divanı: Ali Şamil – Gonca Tokuz
* İsmail Veliyev - Gönül Mirzayeva / Azerbaycan’da Çocuk Edebiyyatının Çağdaş Durumu Ve Özellikleri (Kısa İlmi Değerendirme)
* Riayet Rüstemoğlu / Kıbrıs Türk Edebiyatı’nda ‘’Afacan’’ Adlı Çocuk Dergisinin Tanıtımı
* Ayhan Can / Yazar Ayşe Yamaç’tan Bir Anadolu Romanı “Yazgülü”Nün İncelemesi 
* Savaş Ünlü - Hüsman Şeker /
* Nihat Ercan / Edebiyatsız Çocuk Eğitimi Mi?
11.10 – 11.30 Ara
11.30 – 13.10 Sempozyum 4. Oturum (Marmara Koleji Büyük Salon)
Başkanlık Divanı: İsmail Veliyev – Nebahat Ercan
* Ayşe Yamaç / Günümüz Çocuk Edebiyatında Sorun Odaklı Edebiyatın Yeri
* Osman Baymak / Kosova Çocuk Edebiyatı
* Nigâr Carulla Kızı / Çocuk Edebiyatı İle Müziğinin Vahdeti Ve Bunların Çocuğun Şahsiyet Kimi Formalaşmasında Rolü
* Bilge Atay – Mete Atay /­­ Yurtdışında Yaşayan Türk Kökenli Çocuklar Onların Türkçe Ve Türk Kültürü İle İlgili Sorunları Yurtdışındaki Türk Kökenli Çocuklar İçin Çocuk Edebiyatı
* Gülay Birkly /Çocuklar Şiirle Tanıştı
13.10 – 14.30 Öğle Yemeği
14.30– 16.30 Sempozyum 5. Oturum
Başkanlık Divanı: Nihat Ercan – Sema Çetin Baycanlar
* Seher Keçe / Hayat Bir Kervansaray
* Filiz Tosyalı – Mutlu Barış / “Çocuklara Yazarken Çocuklarımızı Tanıyalım”
* Dr. Olga Radova-Karanastas / Gagauz Folklorunda Ve Edebiyatında Çocuk
* Yrd.Doç.Dr. Sema Çetin Baycanlar /Öyküleme Tekniği Ve Öğreticilik Açısından Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın Çocuk Şiirleri
* Ganimet Seferoğlu / Elekber Salahzadenin Çocuk Şiirlerinin Bedii Değeri
* Saime Toptan / Çocuk Kitapları, Drama Ve Özel Eğitim
16.30 – 19.00 Transfer (Bodrum Marmara Koleji – Otel) + Serbest Zaman
19.00 – 21.00 Akşam Yemeği

28 Eylül 2009 Pazartesi
7.30- 09.00 Kahvaltı (Otel)
09.00 – 09.30 Transfer (Otel – Bodrum Marmara Koleji)
09.30 – 11.00 Kitap Standlarının Kurulması
11.00 – 12.30 Çizgi Roman Atölyesi I
Sanat Yönetmeni: Ümit Kireçci - Çizer Hande Akçam
12.30 – 13.30 Öğle Yemeği
13.30 – 15.00 Çizgi Roman Atölyesi II + Yazarlarla Sınıf Söyleşileri Ve İmza
Sanat Yönetmeni: Ümit Kireçci - Çizer: Hande Akçam
15.00 – 15.30 Transfer (Bodrum Marmara Koleji – Otel) + Serbest Zaman
15.30 – 16.30 Değerlendirme Oturumu (Otel)
Başkanlık Divanı: İsmail Bozkurt – Metin Turan – Filiz Tosyalı
19.00 – 21.00 Akşam Yemeği

29 Eylül 2009 Salı
07.30 – 09.00 Kahvaltı (Otel)
09.00 - 09.30 Tekne Turu İçin Otelden Transfer
09.30 – 17.00 Tekne Turu
17.00 – 19.00 Transfer ( Tekne Turu – Otel) + Serbest Zaman
19.00 – 21.00 Akşam Yemeği

30 Eylül 2009 Çarşamba
07.30 – 09.00 Kahvaltı (Otel)
00.00 - Tam Gün (Öğle Ve Akşam Yemekleri Dahil) Serbest

1 Ekim 2009 Perşembe
07.30 – 09.00 Kahvaltı (Otel)
00.00 Konukların Ayrılması